Yazara ait söz, aforizma, deneme, farkındalık ve tespit yazılarının yer aldığı bir platformdur. Alınlıları yazarın imzası ile paylaşmanız rica olunur.
10 Aralık 2015 Perşembe
Benim bir kaybetme korkum vardı.
Benim bir kaybetme korkum vardı. Artık yok. Her sevgili, her kardeş, her arkadaş, her sevdiğim oyuncak ve her hevesle aldığım kıyafetin eskimesi; kaybetme korkumu birer parça koparıp aldı benden. Duygusalım, yeni bir insanla tanıştığımda kalbim hala atıyor ama kalbimin duracağı korkusunu da yaşamıyorum. Neye üzüleceğimi kendim belirleyecek kadar robotlaştım. Rastladığım hiçbir olaya, sürprize şaşıramaz hale geldim. İnsanlardan her türlü iyiliği de kötülüğü de bekliyorum. Âşıksam, o aşkın bir hakkını elim dilim gücüm kalbim yettiğince yerine getiririm ama gitmek isteyene de kapıyı açmak zahmet olmuyor, kaybetmekten korkmuyorum. Yanımda olan başımın tacıdır, uzak olana da Allah gönül rahatlığı versin. Gözden uzak yaşanan sevdanın gönüldeki yeri derin olmaz. Zamanla yokluğuna da alışılır, kokusu da unutulur, gülüşü de... Kimi bu duruma "hayattan umudunu kesmiş" der, kimi "yaşarken ölmüş" der, kimi de "doymuşluk" der. Umursamıyorum, kim ne derse desin. Benim kendimden memnunum.
6 Aralık 2015 Pazar
5 Aralık 2015 Cumartesi
Gittiğim yağmurla geldim adeta. Şubat'ta İstanbul'dan ayrılırken de yağıyordu. Severim ıslanmayı yağmurda, ıslanınca canımı yakacak şeyler olmasa. Huzurdur ıslanmak... İnsanın tüm kederi akıp gidiyormuş gibi. Başta bahsettiğim "Ayna" grubu dağıldı. Lise yıllarımda onların şarkılarıyla uyuyup uyanırdım. Duygu hiç eksik olmazdı şarkılardan.. Şimdiki şarkılarda ise yatağa atmanın yolları anlatılıyor neredeyse.. Zamana ayak uydurmak, fikir ve düşünce olarak güncellenmek güzeldir ama ben duygu adına eski kafalı olmaktan yanayım. İyi böyle. Hatta en güzeli. Zira kıymetsiz şeylerin tadı da olmaz izi de...28 Kasım 2015 / Bakırköy
İstanbul'da sırtımda çanta ile bir turist gibi gezmek duaydı bir zamanlar. Oldu işte... Duamı yaşıyorum... 7 yaşımda iş hayatına atılan ben, artık kimsenin işinde çalışmıyorum. Erken başladım, erken emekli ettim kendimi... Tek görevim okurlarıma keyif ve ders alacakları kitaplar yazmak. Ne mutlu bana ki size varlığımı fark ettirmişim ve şu anda bu yazıyı okuyorsunuz. Ölüm erken gelse de gözümün açık gitme sebebi daha fazla şey sunamamak olur. Zira bu hayat serüvenini yaşamaya doydum. Tek şey kalıyor geriye, o da ilim açlığıdır. Hiç kimse buna asla doymasın.
Herkes sevdiği için bin bir çileye razı ama öncesinde tek bir soruya cevap bulmak istiyor: "Buna değecek mi?" Hayatı boyunca bir-iki pişmanlık yaşayan insan, bir daha eskisi gibi olamıyor. Her an temkinli davranır hâle geliyor. Pişmanlıkların acısını değil de tecrübesini geleceğe taşıyanlar daha akıllıca davranır. Acısını taşıyanlara ise rastladığı herkes birer yara bandı olur ve hiçbir gönülde barınamaz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)